Vakit Politikası
Bilinçdışı zamanı tanımıyorsa o zaman analizin yönelimi bilinçdışının deşifre edilmesiyle sınırlandırılamaz. Lacan bunu 1972’de “… ou pire, compte-rendu du séminaire 1971–1972” (Lacan, 2001 [1975a]) açıkça belirtir. Lacan bize Freudcu bilinçdışı keşfinin özünün onun bir dil gibi yapılanması olduğunu hatırlatır. Ancak Freud’un keşfine vurgu yapmaktan ziyade onu analitik aracının yaratılmasıyla düşünür. Lacan bir üst katmandan, “gerçeğin gerçeğe dokunduğu” başka bir alandan bahseder ve analitik söylem olarak dokuduğu şeyin bu olduğunu ekler.
Bu analitik açıdan sadece simgesel olanın öznenin gerçeğinin çerçevelenmesini sağlamasıyla desteklenmez, aynı zamanda analizde analizan-analist çiftinin gerçek tarafından nasıl kavrandığını da hesaba katar. “Gerçek gerçeğe dokunuyor” sadece bastırılmış göstereni açığa çıkarmakla sınırlı olmayan bir analitik etki olasılığını değil, aynı zamanda analizanın gerçeğinin simgeselden geçmeden de değiştirilebileceğini gösterir.
Bu cümle, Lacan’ın analitik tedaviye bakışının bilinçdışıyla bağlı olduğunu ama aynı zamanda ve daha da önemlisi, semptomun gerçeğine bağlı olduğunu gösterir. Tedavide zamanın yönetimi için önemli olan budur. Zaman yönünden, Lacan’ın “The Direction of the Treatment and the Principles of Its Power” (2006 [1958a]) önerdiği üç ilkeyi -taktikler, strateji ve politika- etkili bir şekilde uygulayabiliriz. Örneğin, bu koordinatlarla seans süresi hakkındaki tartışmaya dönelim. Herhangi bir müdahalesinde olduğu gibi tamamen taktiksel düzeyde analist özgürdür. Analist seansı ne zaman sonlandıracağını seçmekte de özgürdür. Bu, değişken seans uzunluğu ya da kısa seans hakkında teknik bir kural koymamanın bir nedenidir, çünkü stratejiler söz konusu olduğunda analist gemideki tek kaptandır.
Analist, tedavideki zamansal strateji yönüyle tamamiyle özgür değilse bunun nedeni analizdeki zamanın, vakadan vakaya değişen ama belirli noktalarda yapıyla sürekli bir uyumluluk içinde olan klinik yapının dayattığı mantıkla bir bağının olmasıdır. (Analistin stratejisini belirlerken özgürlüklerinden kısılıyorsa, bunun analizanın klinik yapısıyla ilgili tutarlı emarelerden dolayı olduğunu ifade ediyor ç.n)
Şimdi Lacan’ın psikanalizin politiği dediği şeye gelelim. Burada analist yine daha az özgürdür çünkü politikaları “onun-olmak-istediği” ile bağlantılıdır. Bu olmak-istemeyi, zamanın bilinçdışına kaydedilememesiyle ilişkilendirebiliriz. Yine de var olma [ex-sistence] (dışarıda var olan) konumunda her ikisinin de yokluğu, bunları deneyime rehberlik eden bir gerçeğin yerine yerleştirmektedir.
Zaman, tıpkı analistin “olmak-istediği” gibi tedavinin politikasını belirler. Bu politik bakış açısından, kısa seansın semptomun gerçeğine dair bir yönelime karşılık geldiği ve tedavi zamanının kişinin semptomuyla yetinmesine denk düştüğü ileri sürülebilir (se faire a son symptome).
Oluşabilecek herhangi bir yanlış anlaşılmayı gidermek için bunu yeniden formüle ediyorum. Bu, kısa seansı analitik tekniğin en bilindik noktası yapmak değildir. Zamanla ilgili herhangi bir teknik gereksinim, standart haline gelebilecek bir reçete anlamına gelir. Bu şekilde standart olarak kısa seans veya değişken uzunluktaki seans yapabilirsiniz. Bu, daha çok, kısa seansın amacının mantıksal olarak “gerçeğin gerçeğe dokunduğu” bir müdahelenin yaratılmasına yönelik Lacancı formülasyona denk düştüğünün anlaşılması meselesidir. Analitik seans, bilinçdışının ortaya çıktığı anları, anlamlı veya tam bir konuşma olarak ortaya çıkarmak amacıyla noktalanması olarak anlaşılsaydı, bu bakış açısı epey farklı olurdu.
Ama bilinçdışının söylenenin (dit) ötesinde, amaçlanan bilinçdışının (le dire) sözüdür: yine de öznenin çağrışımlarını belirleyen bu ifade edilemez sözleridir. Bu ne aktif bir tekniğe ne de dinlemenin kutsallaştırılmasına eşdeğerdir. Kısa seans, kullanılma şeklinden bağımsız olarak, bilinçdışını gerçek olarak yorumlayan ve bilinçdışından kaynaklanan lucubration’un** özünü hedefleyen Lacancı pozisyonla tutarlıdır.
Başka bir deyişle, dil lucubration ise, hedeflenmesi gereken onun desteklenmesidir, onun özüdür – dilin temelidir. Gerçeğin politiği budur. Bu, psikanaliz tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir önermeye tercüme edilir ve bilinçdışı üzerindeki etkileri açısından belirleyici sonuçlar doğurur: analist, öznenin eksikliğini zamanın kaydı düzeyinde yanıtlayabilen ortak haline gelir. Analist zamanın kendisidir ve onu düşünmek yerine her analizan için zamanı inkarne*** etme yeteneğine sahiptir -ya da sahip olmalıdır-. Lacancı bir analistin iddialarından biri de budur.
Lacan, J. (2001 [1975a]). … ou pire, compte-rendu du séminaire 1971–1972.
Autres Écrits
Lacan, J. (2006 [1958a]). The Direction of the Treatment and the Principles
of Its Power. Écrits.
* Orjinali: Les Marques d’une Psychanalyse, 2015 Éditions Stilus.
Çeviri Metni: The Marks Of Psychoanalysis, 2017, Karnac Books. (s. 29-31)
** Luburasyon, Akıcı Olmayan Düşünceler ç.n
*** Cisimlendirmek, Ete kemiğe büründürmek. ç.n
